Teoman’ın şarkısına gönderme gibi oldu. Pandemi, bizi işte tam da bu noktaya getirdi.

Çok sıkılıyorum

Neler yapabilirim? Bir yıldır kitap okuyamıyorum. Çok istiyorum ama olmuyor. Kitaplar sürekli bana sesleniyor ama duymuyor gibi davranıyorum. Evde sanki süs gibi duruyorlar. Yine de dün kendime iki kitap aldım, okumak için çok hevesliyim ve bugün mutlaka okumaya başlayacağım.

Psikiyatrist | Craig Russell

En sevdiğim gerilim türünde yazılmış olan bu kitabın cümlesi “Etrafınız akıl almaz deliliklerle çevriliyken katili nasıl bulursunuz?”

New York Times, “Sizi daha ilk sayfasında içine çeken ve karanlık dünyasına sürükleyerek çılgınca eğlendiren bir hikâye,” diye yazmış bu kitap hakkında.

Karındeşen Jack’i taklit edercesine cinayetler işleyen bir caniyi yakalamak isteyen bir baş komiserin, akıl hastanesindeki uzman doktorlardan yardım istemesinin anlatıldığı bu roman aynı zamanda Nazi felaketinin gölgesinde. Kesinlikle bugün okumaya başlayacağım. Nasıl bulduğumu da sonra yazacağım.

Ölülerin Konuşmasına İzin Ver | Jane Casey

Gerilim türünü sevdiğim için bu yazarın pek çok kitabını okudum. Gerilim listemde en üst sırada olan yazarlardan biri değil ama okumayı seviyorum.

Ödüllü bir yazar olan Jane Casey’in karakterlerinden biri olan Maeve Kerrigan yine başrolde. Bu sefer herkesin şüpheli olduğu cesetsiz bir cinayet üzerinde çalışmakta.

Bu hafta, bu iki kitabı da okumak için kendime söz verdim.

Pandemi değil Handemi benimki

Uzmanlar bu yılın psikolojik açıdan daha zor geçeceğini söylüyor. Bendeki durum tam da bu. Geçen sene benim için hiç zor geçmedi. Yılda 30 civarı oyun seyreden, bir o kadar da sinemaya ve konserlere giden, toplantılara katılan ben, o süreci kolay atlattım ama artık sıkıntıdan oluşan çeşitli çatlaklarla yaşamaya çalışıyorum.

Televizyon bile artık beni yeterince neşelendirmiyor, sıkıntımı gidermiyor. Televizyon dediğime bakmayın. Ulusal kanalları çok nadiren izlerim. Dizi ve sinema filmlerini izliyorum. Tabiî  ne izleyeceğimi bulurken sıkıntı çekiyorum.https://www.youtube.com/embed/JGBIimq1I3A

Black List | Netflix

Bir süre önce listeme aldığım bu dizi filmi geçtiğimiz haftalarda izlemeye başladım. Hemen hemen her sezonu 22 bölüm olan dizinin yedinci sezonuna geldim. Şimdiden bir hüzün bastı beni. Sekizinci sezon yüklenene kadar beklemek sinirimi bozacak.

Dünyanın en çok aranan suçlusu bir gün FBI’a teslim olur ve hikâye başlar. Raymond Reddington’a âşık oldum desem hiç de abartmış olmam. Senarist inanılmaz derecede başarılı. Neden başarılı biliyor musunuz? Çok da özgün bir hikâye anlattığı için değil, anlattığı bütün olayları çok akıllıca yazdığı için. Ey bizim yetenek ve bilgi yoksunu senaristlerimiz ve iş bilmez yapımcılarımız, “Öyle ne versek yerler”i artık pek çok insan yutmuyor. Bizim tarafta biz gittikçe kalabalıklaşıyoruz ve çok güçlüyüz.

Parsayı toplamak adına yapılan işlerin çoğu rezalet, zaten çoğu da kopya pardon(!) uyarlama. Bu günlerimde en kıymetli arkadaşlarımdan biri olan Netflix’in de yakında Türkiye’de düştüğü bu tuzaktan kurtulacağına dair umudumu koruyorum.

Şeref Bey ve Terapist

Geçtiğimiz hafta iki yeni dijital dizinin çekimlerine başlandı. Bu dizilerle ilgili bilgileri yakında ayrıntılı olarak vereceğim. Tahminimce Gülseren Budayıcıoğlu döneminde olduğumuz için Terapist çekiliyor.

Şeref Bey ise Halûk Bilginer ve Onur Ünlü sebebiyle ilgi çekebilir. 2021’de izleyeceğiz ve göreceğiz.

Gelecek yazım için de bir tüyo vereyim. Fena halde kafayı Doğduğun Ev Kaderindir’deki kadın cinayeti mevzusuna taktım. O kadar yanlış bir yerden tribünlere oynadılar ki.. Evet, alkışı aldılar, istedikleri etkiyi yarattılar ama peki, ya gerçekler ne olacak? Gündemin en hassas konusunu kullanırken psikoloji, sosyoloji bilgisine sahip olmadan bunları yazıp çekmek ne olacak? Yarattıkları etkiden hiç mi sorumlu hissetmiyorlar kendilerini? Hepsini anlatacağım.

Caesar’s Breads | Ekşi Mayalı Ekmekler

Pandemi başladığından beri pek çok insan hiç girmediği kadar mutfağa girmeye başladı. Okul arkadaşlarımdan Sezer de uzun süredir zaten ekmek pişiriyordu. Bu son dönemde, bu işi profesyonel olarak yapmaya başladı. Caesar’s Breads markası altında butik bir işe girişti. Ben çok severek yiyorum. Hatta şu anda yazımı yazarken özel istekle yaptırdığım zeytinli, soğanlı, kuru domatesli ekmeğimi afiyetle yiyorum. Mutlaka sosyal medyadaki hesaplarından (instagram: caesarsbreads) bir göz atın, sipariş verin, derim.

Handemi diyordum!

Kalabalık yaşayanlar için bu dönem çok zor ama ateş de düştüğü yeri yakıyor. Yalnızların da işi çok zor. Geçen Pazar (yalandan:) market alışverişine çıktım. Biraz yürüdüm. İçimdeki esaret duygusundan kurtulmam gerekiyor çünkü. O boş sokaklarda binalara döndüm,

“Çok yalnızım, bir kahve içelim mi?” diye seslendim.

İşin esprisi bir yana mesele ne kahve ne bir insan bulabilmek.. Bütün mesele bu dönemin bir an önce bitmesi. Handemi’den Hande’ye dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Hande Yöremen | 12 Aralık 2020
Website | + yazılar