Herkes konuşuyor. Doğal olarak herkesin bir fikri var. Sokaklar açık hava disko gibi.. Parklar, hele ki güneş kendini gösterdiyse insanlarla dolup taşıyor. Her bir köşe başında kahve içenler, yemek yenen yerlerin önünde uzun kuyruklar..

Evde olduğumuz zamanlarda ise en yakınımız televizyonlar, tencereler ve kitaplar.. Gerçi ben bu aralar örgü örmeye sardım. Sevdiklerim için örüyorum.

Seni Çok Bekledim | Star TV

Özcan Deniz’in bu yeni dizi filminden daha önce de bahsetmiştim. İlk iki bölüm oynadı bile. Reyting sonuçlarına göre isteneni tam olarak verememiş ama bence bu dizi tutar. Dizinin hikâyesi ve senaryosu Özcan Deniz’e aitmiş. Acaba tek başına mı yoksa bir ekiple mi birlikte yazıyor bilmiyorum. Dizi ile ilgili yorumlarımı daha sonra yazmayı düşünüyorum çünkü bu yazımda asıl olarak başka birinden bahsetmek istiyorum.

Gökçe Kılınçer

Seni Çok Bekledim’de bu isim dikkatimi çekti. Aslında uzun yıllardır müzik yapan biri. Daha önce de duymuştum ama ilk defa bu hafta bütün şarkılarını dinledim.

Pop – Retro müzik tarzında şarkıları var. Bu şarkıların öyle bir havası var ki sizi hem geçmişe götürüyor hem de günümüzde tutuyor. Tarz olarak Göksel’i andırıyor ama Gökçe’nin tarzı daha keskin ve kesin. Dinlerken etkisinde kalıyorsunuz. Bildiğimiz şarkıları da yeniden yorumlamış. Mutlaka listenize almanızı tavsiye ediyorum şayet bugüne kadar hiç dinlemediyseniz.

Club House

Bu hafta haberdar olduğum bir uygulama. Tabii ki hemen üye oldum. Davetiye ile kabul ediliyorsunuz bu platforma. Toplu sohbet uygulaması. Pek çok ünlü isim de bu platforma üye. Henüz sadece ios’ta var. Android için de çalışmalar devam ediyor. Yakın zaman içinde bütün telefonlarda bulunacağını düşündüğüm bir uygulama. Sohbet edilen odalar var. Dinleyici olarak giriyorsunuz. Moderatör onaylarsa konuşabiliyorsunuz da.. Evde sıkılanlar için güzel çözümlerden biri..

Kırmızı Oda | TV8

Bodrum

Şimdi bütün bunları bir kenara koyayım sevgili okuyucu. Bu haftamı sarsan bir olayı anlatmak istiyorum. Ta ortaokul yıllarından beri arkadaşım olan bir kız arkadaşım sıkıntılı bir dönem geçiriyor. Geçtiğimi Pazar akşamı telefonda sohbet ederken eski haline dönüp dönemeyeceğinin endişesini yaşadığını anlattı. Ben de en az bir sene veriyorum, dedim. Tedavi gördüğüm dönemlerden bu döneme nasıl da mucize gibi geldiğimden bahsettim. Tabii o yıllarda bana güç veren çok eski arkadaşlarımdan birinden bahsettim. 

Uzun yıllardan sonra 2016’da Bodrum’da tekrar görüştüğümüzde bana 20’li yaşlarımdaki Hande’yi anlatmıştı. Uzun saçlarımı, arka cebimdeki paketi, rakıyı sek içtiğimi, nasıl eğlendiğimizi vs.. O sene Bodrum’dan İstanbul’a dönerken ona uğrayıp teşekkür etmiştim. 

O gece telefonu kapadıktan sonra uyudum. Arka fonda Spotify açıktı. Uzun listelerimden biri çalıyordu. Bir ara uyandım. Nasıl kederliyim, anlatamam. Ağladım, ağlayacağım. Üzerime sanki öküzler oturmuş, diğerleri de kendilerine yer açmaya çalışıyor. O güne kadar Spotify’de hiç Zerrin Özer dinlememiştim ve hiç bilmediğim bir Zerrin Özer şarkısı çalıyordu: Öldüğümde Mezarıma Gelecek misin? Tövbe estağfurullah! Kapadım her şeyi ve uyumaya çalıştım o derin hüzne rağmen. 

Sabah uyandığımda Facebook’a baktım. Doğum günleri bölümünde onu gördüm. “Ne oldu bu çocuğa, öldü mü acaba? “ dedim. Bir açtım, baktım. Geçtiğimiz Temmuz ayında ölmüş. Telefonumu elime aldım, belki de kâbustu, diye düşündüğüm için gece kendiliğinden çalan şarkıya baktım. Evet, gerçekten öyle bir şarkı varmış ve evet, şarkı çalmış. Her nerede isen olduğun yer nurla dolsun, arkadaşım!

Öğleden sonra GG geldi ve ben ona anlattım. Ölüyor işte herkes, dedi. Evet, dedim artık o yaşlara geliyoruz, ölümler sıklaşıyor. 

Ah benim hayatımın sütunları, beni ayakta tutan gücümün kaynakları.. Sevdiğim, bir zamanlar sevmiş olduğum herkes aynı sırada, elbette benimle birlikte.. Hepiniz de o sıradasınız.

O gün GG’ye sarıldım, her gün hayata sarıldığım gibi.. Ey sevgili okuyucu henüz zamanın varken sarıl, kokuları içine çek, hisset, paylaş.. Dök içini be arkadaş! Boş ver kim ne derse desin, onlar yapamadıkları için konuşuyor zaten. Sen yap! Bu muhteşem hayatı yaşa!

  • Hande Yöremen | 07 Şubat 2021
Website | + yazılar