Bu gün sizi öyle çok uzaklara değil çok yakına götüreceğim tabii ki eğer İstanbul’da yaşıyorsanız; yanı başınızda saklı bir cennet var ‘Garipçe’. İsmi gibi garip ama bir o kadar güzel bir saklı köşe. 

Ne zaman üzülsem ya da kendimle baş başa kalmak ve düşünmek istesem mutlaka uğrarım. Tepesindeki eski kaleden uçsuz bucaksız Karadeniz’e bakmak, ara sıra geçen tekneleri izlemek, gemilerle yarışan yunuslara gülümsemek ruhuma huzur katar. 

Garipçe, Rumeli kavağı ile Rumeli Feneri arasında kalan sevimli bir balıkçı köyüdür. İstanbul’un Sarıyer ilçesine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. Yaz, kış hatta her mevsim inanılmaz güzellikte ki manzaralara sahiptir ve insanın içine her zaman huzur verir. Garipçe köy halkının neredeyse tamamını eski zamanlarda Karadeniz’den bölgeye yerleşmiş halk oluşturur, en büyük geçim kaynakları balıkçılıktır. Köyün kıyısından ağ atmak için denize açılan tekneleri izleyebilirsiniz ve en taze balık ve deniz mahsulleri yine burada bulunur. 

Sessiz ve sakindir, kafa dinlemek, doğayı dinlemek, kendinizi dinlemek için şehrin bu kadar yakınında ama bir o kadar da uzağında hissi veren nadir yerlerdendir. 

Gittiğinizde, Bizans ve Osmanlı döneminde kalmış birçok eser görebilirsiniz. Garipçe burnunda bulunan Garipçe kalesi hala dimdik ayakta duruyor, bu kale padişah 3. Mustafa tarafından Macar asıllı Fransız mimar Baron François de Toot’a yaptırılmıştır. Köyün en yüksek tepesinde bulunan gözetleme kulesinin yapım tarihi ve mimari bilinmemekle beraber Bizans döneminden kaldığı düşünülmektedir. 

Garipçe içerisinde Büyük Liman olarak bilinen yerde hamam, kilise, yarı sağlam kalmış durumda ki kale yıkıntıları ve eski dönemden kalma birçok ev görmeniz mümkündür. Osmanlı döneminde bu bölgede bulunan tersanenin izlerine bu dönemde ne yazık ki rastlanmıyor. Deniz kenarında bulunan ve tersane için yapıldığı bilinen Hasan paşa tarafından 1119’da yapılmış bir Çeşme bulunmakta ayrıca Soğuk su çeşmesi ve Hacının suyu Çeşmesi de görülmeye değer yerlerden. 

Deniz mahsulleri yönünden gezgin bölgede birçok balık restoranı bulunmakta ayrıca birçok yerin kahvaltı menüsü de oldukça zengin. Asmaaltı, Aydın balık ve Kaşı Kumluk lokanta bunlardan bir kaçı. 

Bu güzel ve şirin köye ulaşmak için Sarıyer merkezden Kilyos yönüne doğru gitmeniz sonrasında Koç üniversitesinin Rumeli Feneri ayrımından sapıp yaklaşık 6 kilometre kadar daha gitmeniz yeterli, otomobil dışında Sarıyer merkezden geçen 150 numaralı Belediye otobüsleri de köye belirli saatlerde ulaşım sağlıyor. 

Mutlaka gidip görün, tepesinden alabildiğine Karadeniz’e bakın ve bol oksijenle geri dönün. 

İyi hafta sonları hepimize..

  • Zeynep Çay | 28 Mart 2021
+ yazılar