6+Bir hande yöremen

Rafet El Roman ile 14 Şubat

14 Şubat akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde Rafet El Roman’ın konserine gittik. Rafet El Roman, konserinin açılışını ‘Seni Seviyorum’ ile yaptı ve repertuvarını Sevgililer Günü olması sebebiyle özel olarak hazırladığını söyledi.

Sahnedeki enerjisi ve pozitifliği ile hayranlık uyandıran Rafet El Roman ile kuliste fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik.

Seçtiği her şarkı birbirinden güzeldi. Konserin ikinci yarısında kızı Su El Roman ile Frank Sinatra ve kızı Nancy Sinatra’nın birlikte seslendirdikleri Something’s Stupid adlı şarkıyı söylediler. Derya Ürkmez ile de Unuturum Elbet’i seslendirdiler. İkiliye sahnede altın plakları hediye edildi.

Repertuvarına çeşitli müzik türlerinden şarkıları koyan Rafet El Roman dans etmeyi de ihmal etmedi. Rafet El Roman’ın Sevgililer Günü haftasında verdiği konserleri yakında Elroman müzik youtube kanalında izleyebilirsiniz. | instagram: @elromanrafet

23.02.19 – Nürnberg

01.03.19 – Paris

02.03.19 – Hannover

03.03.19 – Oberhausen

09.03.19 – Stuttgart

05.04.19 – Brüksel

06.04.19 – Regensburg

21.04.19 – Münich

27.04.19 – Bilefeld

 

Şarkılar Seni Söyler

‘Şarkılar Seni Söyler’ müzikaline gitmeye ancak fırsat buldum. 20 Ekim 2018’de başlayan müzikal, ilk günden itibaren kapalı gişe ama ne yazık ki önümüzdeki hafta son oyunu oynayacaklar.

TİM Show Center’a girdiğim andan itibaren sanki okulumun (Müjdat Gezen Sanat Merkezi) kantinine girmiş gibi oldum. Pek çok okul arkadaşımla karşılaştım. Gazino patronunu oynayan Aykut Taşkın, Safiye Ayla’yı müthiş bir şekilde canlandıran yakın arkadaşım Reyhan Ulu Ekinci, Zeki Müren’i dönüşümlü canlandıran Fatih Ürek ve Barış Taşkın (benim gittiğim günde Barış vardı) ve yine oyuncular arasında yer alan Kıvanç Tiner, Burcu Coşar da çok başarılılar.

Ben özellikle Melike İpek Yalova’nın Türkan Şoray’ı canlandırmasına bayıldım. Gerçekten Türkan Şoray’ı çok iyi gözlemlemiş. Tabii ki Fehmi Dalsaldı da hem Sezen Aksu’yu hem de Bülent Ersoy’u çok başarılı bir şekilde canlandırmış.

Ara ara sahneye giren Müjdat Gezen zaten farkını ortaya koyuyor her seferinde. Onun için ne diyebilirim ki.. Hepimizde emeği olan bu ustayı ancak alkışlayabiliriz. Müzikalde bir de Cüneyt Arkın sürprizi var.

 

Gazinoda seyircileri oynayan bir grup var, her seferinde sahneye girip çıkmaları biraz göz yoruyor. Müzikalde zamanla ilgili tutarsızlıklar fark ediliyor. Mesela 70’li, 80’li yıllardan bahsedilirken Zeki Müren, 1990 yılında çıkardığı Ah Bu Şarkılar’ın Gözü Kör Olsun’u söylüyor. Şarkıcı Selen’in kocası telefonla konuşurken gazino patronunun evi aramasından rahatsızlık duyduğunu söyledikten sonra gazino patronu ilk kez telefonla arıyor.

Maalesef önümüzdeki hafta sonu son kez sahnelenecek olan müzikal belki seneye devam eder ve daha çok seyirciye ulaşır.

 

Gülşen, Jolly Joker İstMarina’daydı

İlk kez yılbaşı akşamı Teoman konserinde gittiğim İstMarina’daki Jolly Joker’e bayıldım. Hatta Türkiye’de gittiğim en iyi kapalı konser alanı bile diyebilirim.

Cumartesi akşamı da Gülşen konseri için gittiğimiz mekân yine doluydu. Gülşen, sahnede ışıl ışıldı. Biraz soğuk da olsa müthiş şarkıları bunu insana pek de far ettirmiyor. Sevilen şarkılarını seslendiren Gülşen, çok şık siyah bir elbise giymişti.

20.02.19 -

15.03.19 – Jolly Joker Kartal İstMarina

16.03.19 – Jolly Joker Vadistanbul

30.03.19 – Jolly Joker Antalya

06-04.19 – Jolly Joker Bursa

13.04.19 – Bostancı Gösteri Merkezi

27.04.19 – Jolly Joker Ankara

 

Sinema

Organize İşler Sazan Sarmalı: Sinemada izledim. İlkinden pek bir farkı yok. Tutan bir film devam ediyor. Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandırdığı Sarı Saruhan çok eğlenceli. Yılmaz Erdoğan’ın kızını oynayan Bensu Soral ile oynadığı sahnelerden birinin sonunda “Kız çocukları büyümesin, babalar küçülsün,” demesi boğazımı düğümledi. Bu arada bu film ile bir ilk yaşandı; film henüz vizyondayken Netflix’te yayınlanmaya başladı.

Ölümsüz Aşk | The Age of Adeline: Geçtiğimiz günlerde Netflix’te izledim. Uzun zamandır sıkılmadığım film bulmakta güçlük çekiyorum. Bu film beni içine aldı ve büyük bir keyifle izledim. Hatta birkaç gün sonra bir arkadaşımla daha birlikte izledim. Filmde bir doğa olayı sırasında kaza geçiren 1908 doğumlu bir kadının başına gelen alışılmadık bir hikâye anlatılıyor. 29 yaşında geçirdiği kazadan sonra hiç yaşlanmayan Adeline, kendini saklayarak yaşamak zorunda kalır ve dünyadaki değişimlere de tanık olur. Hayatını yalnız geçiren Adeline, bir gün bir adama âşık olur. Bu aşk ile hayatını değiştirebilecek bir karar verir. Mutlaka izleyin bence..

Bohemian Rhapsody: Ben bir Freddy Mercury hayranıyım. Sinemada izleyeme fırsatımın olmadığı bu filmin (ah nasıl olur!) DVD’sini izledim. Biyografik olan bu filmde bir takım değişiklikler yapılmış. Rami Malek de bence Mercury’yi son derece başarılı bir şekilde canlandırmış. Benim için ilham verici filmlerden biri oldu. Zaman zaman tekrar izleyeceğimden eminim. Live Aid konserini sonunda Freddy’nin sahnede seyircilere ve sahneye bir bakışı var ki sanki zihin sarayına yazıyor o anı çünkü öleceğini biliyor. Gerçi hepimiz biliyoruz ama nedense aşağı yukarı bir tarih belli olduğu zaman yaşamak anlamını değiştiriyor. Mutlaka izleyin.

Roma: Tanrım! Daha izlemeye başlarken sıkılacağımı hissettim. Ödül üzerine ödül almış bir filmi beğenmemek çok mu ayıp? Sanmam. Hatta Bafta’da da En İyi Film Ödülü’nü de aldı. Ya da beni sinemadan anlamayanlar sınıfına mı koyar. Bilmem. Yine de sıkıldığımı saklayacak değilim. Açıkçası ben buhran (:Arapça بحران kökünden gelen buḥrān "hastalığın dönüm noktası, kriz" sözcüğünden alıntıdır.) sineması dediğim bu filmlerden zevk almıyorum, alamıyorum. Tabii ki filmin teknik yönüyle ilgili olumsuz bir yorum yapacak değilim. Sadece hikâyesi hakkında tüm bu söylediklerim. Filmde Meksiko’nun orta sınıf ailelerinin yaşadığı bir Roma mahallesinde yaşayan 4 çocuklu bir ailenin yanında çalışan Cleo adlı hizmetçi kızın yaşamından bir kesit anlatılıyor.

Category: