Erbap

Sinemayla geçen bir ömür: Serap Gedik

19. kez düzenlenecek olan Frankfurt Türk Film Festivali basın toplantısı 11 Eylül günü gerçekleştirildi. Son derece renkli geçen basın toplantısında festival hakkında detaylı bilgi sahibi olduk. Festivalin Türkiye koordinatörü, sinema âşığı Serap Gedik sorularımızı cevapladı.

Sizdeki bu sinema aşkı nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli sinema aşığıyım. Bunun en büyük nedeni de ablamdır. Eskiden (ki 50’li yıllardan bahsediyorum) kış aylarında İstanbul'da pazar sabahları saat 10.00’da belli başlı sinemalarda çocuk seansı varmış. İlk gidişimi hatırlamıyorum ama 3 yaşında falanmışım. Sinemayı en az benim kadar seven ablam (benden 18 yaş büyüktü) ne yapacağımı görmek için götürmüş. Hatta kapı yakınına oturmuş sıkılırsam çıkabilmek için ama ne gezer. Anlattığına göre gitmeyelim bir daha görelim diye ağlamışım. Sonra bu rutin haline gelmiş. Sırf sinemaya gidebilmek için (çocukken sebze hiç sevmezdim) sevmediğim yemekleri bile yemişim.

 

Beşiktaş'ta 3 yazlık sinemamız vardı. En büyüğü Kambur'un bahçesinde (aile filmleri burada oynardı) hafta sonları aileler çocukları ile gelir, akşamüstü çaylar içilir, evde yapılan kuru yiyecekler yenilirken biz çocuklar koşar oynardık. Bahçedeki en arkadaşlarımdan biri Ayşecik (Zeynep Değirmencioğlu) idi. Ardından film başlar, çocuklar genelde masalarda uyurdu. Bense ilk filmi izlermişim. Annem ilk film bitince beni, film bitti sen uyu baban gelince eve gideceğiz, diye kandırırmış. İlkokula giderken bu sistem daha da genişlemişti. Ablamla genelde Yeni Melek sinemasına gider önce çocuk seansı ardından normal seansa kalırdık. Tabi aralarında korktuğum sahneler de olurdu. Hatırladığım tren giderken hızla önünden geçen bir araba vardı korku ile elimle gözlerimi kapatıp yine de parmaklarımın arasından izlediğimdir. Ablam araştırıp o sahnenin nasıl çekildiğini anlatmıştı. Bu çekim benim çok ilgimi çekti sinema benim için sadece seyredilecek bir eğlence değildi nasıl oluyor nasıl bizlere ulaşıyor soruları ile ablamın başının etini yemeğe başladım. Zavallı ablacığım sorularıma cevap vermeye çalıştı ama yeterli olmadı. Sonunda çareyi bana sinemayla ilgili (ki o zamanlar çok azdı) kitaplar alıp getirmeye başladı. Ortaokul yıllarında artık haftada en az 3 sinemada film izlemeye başladık. Büyüdükçe merakım azalmadı, arttı. Ailem bankacı kökenli idi, benim sinemaya merakımı hobi olarak görüyorlardı ve Konservatuarı kazanmama rağmen gitmeme izin verilmedi. Kendimi İktisat okuyan ve bankada çalışan biri olarak buldum. Ben de boş zamanlarımda sinemaya gitmeye devam ederken kendimi bir yandan da sinemayı öğrenmeye adadım. Gizlice sete, montaj dublaj stüdyolarına gittim ve sonunda kendimi o çok sevdiğim sinemanın içinde buldum.

Geçen bunca sene içinde satılamayacak kadar çok anı var. Kitap olarak çıkarmayı düşünüyor musunuz?

Evet, çok birikmiş anı var ama biliyorum ki anı kitapları okunmuyor. O nedenle anıları yazmayı düşünmüyorum. 5-6 yıl kadar önce Kültür Bakanlığına Sinemamızda İlkler ve Tekler diye bir belgesel gönderdim. Bence çok önemli bir çalışmaydı. Sinemamızın nasıl var olduğunu anlatan birçoğumuzun bilmediği gerçekleri başarıları içeren bir proje idi. İletişim fakültelerinde ders olarak bile gösterilebilirdi, reddedildi. Benim için güzel bir çalışmaydı. Yapılabilmesi için bakanlığın desteği şarttı ancak öyle bazı arşivlere ulaşılabilirdi. O nedenle rafa kaldırdım. 

 

Türk Sineması’nın değişimi ve gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben şanslı bir insanım hem Yeşilçam hem de günümüz sinemasında çalışma imkânı buldum. Yeşilçam birçok zorluklar ile mücadele ederek bu gün sinemamızın var olmasını sağlamıştır. Evet, maddi imkânsızlıklar (en basiti negatif olmaması) ve 1919 yılından itibaren başlayan sansür, geçen 2 dünya savaşı birçok konuda gelişmesine mani olmuş ama dimdik ayakta durmuştur. Günümüzde her ne kadar zorluklar varsa da birçok üniversitede gerçekten iyi eğitim verilmekte, birçok yetenek sinemaya kazandırılmaktadır. Teknik imkânlar dünya standartlarında filmlerimiz kolayca dünya sinemasına ulaşmaktadır. Eğer geçmişi unutmadan geleceğe yürürsek sinemamız çok daha iyi yerlere gelecektir.

Teknoloji sizce sinema alışkanlığımızı ne kadar değiştirdi?

Teknoloji yerinde kullanılırsa katkısı büyük olacaktır. Televizyon çıktığı zaman tüm dünya da sinema yok olacak endişesi vardı ama tersine televizyon sinemayı kamçıladı çok daha iyi yapıtlar çıktı ve televizyon yeni bir eğlence aracı olarak sinemayı ekranlarına taşıdı, daha geniş kitleler ile buluşturdu. Bu arada sinema kenarda kalmadı, gişe sonuçlarına bakarsak bunu görebiliriz. Bizde de aynı sonuçlar var bu gün diziler maddi durumu yetersiz ailelerin en büyük eğlencesi yani teknolojinin katkıları yadsınamaz ama beraberinde getirdiği olumsuzlukları da göz ardı edemeyiz. Ne yazık ki teknoloji Türk sinemasının bazı güzelliklerini unutturdu. Sinemamızın o naifliği, perdeden insan ruhuna işleğin sevecenliği kayboldu daha mekanik, daha sert bir yöne geçti. Şimdi diyeceksiniz ki yaşam bu noktada günümüz gençliği bilgisayarla daha farklı peki o zaman  neden 7-8 yaşında ki çocuklarımız Adile Naşit'i Münir Özkul'u tanıyor? Neden Hababam Sınıfı filmlerinin yeni çekilenleri gişede batarken eski filmleri televizyonlarda izlenme rekoru kırıyor? Dünyada da durum aynı, bu yıl neden Yeşil Rehber en iyi film  Oscar'ını aldı? Sinema insan duygularını yaşamlarını perdeden insana ulaştıran en büyük araçtır. Bu tabii ki teknolojik imkânlarla ama en doğal hali ile aktarılırsa gerçekleştiriliyor. Size Osman Seden'in bir cümlesini söyleyeyim, “Kamera her şeyi görür, izleyici ise bizim göremediklerimizi kamera ile görür yani biz yaptık oldu diye bir şey yoktur.”  

 

Uzun senelerdir Frankfurt Türk Filmleri Festivali’ni yapıyorsunuz. Bu festival hakkında neler söylemek istersiniz?

1990’ların sonunda Frankfurt'ta Türk aileleri hafta sonları VHS kiralayıp bu kasetleri aralarında değiştirerek izlemekteymiş. Hüseyin Sıtkı, 2000 yılında kendi imkânları ile bir salon kiralayıp ilk defa 8 film göstermiş. Bu o kadar ilgi çekmiş ki 2001’de o dönemin  Frankfurt Belediye başkanı Hüseyin Sıtkı'ya, “Bu yıl ne zaman film göstereceksin?” diye sormuş. Hüseyin Sıtkı, bir seferlik kendi imkânlarımla yaptım, deyince belediye başkanı, “Ben de destek olayım bu devam etsin kültürler arası uyum için inanılmaz etkili bir yol,” demiş. Böylece başlayan Sinema günleri ile başlayan festival Halkın büyük ilgisi, Frankfurt Belediye Başkanının bu etkinliğin devam etmesi için arkasındayım sözü, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının maddi ve ayni destekleri, Frankfurt Başkonsoloslarımızın her an festivalimizin yanında olması, Türk ve Alman sanatçıların yakın ilgisi ve tabi ki Festival Başkanımız Hüseyin Sıtkı’nın büyük çabası sonunda günümüze büyük başarı ile ulaştı. Günümüze kadar Türkiye’den festivalimize 95 oyuncu52 yönetmen 21 yapımcı 17 yazar, 18 gazeteci uzun yıllar sponsorumuz olan TRT ve 3 televizyon kurumu destek vermiştir.

Ben, Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali ailesine 2007 yılında Türkiye Koordinatörü olarak katıldım. 

2005 yılında festival de gösterilen filmlere Avrupa Filmleri misafir edilmeye başladı. Bir şölen haline gelen festivalin açılışını tanınmış isimler sunmaya başladı.                                    

2007 yılında onur ödülleri verilmeye başladı İlk onur Ödüllerimiz ‘Fatma Girik, Memduh Ün, Dr. Sami Şekeroğlu ve Yaşar Kemal’e verildi.                                    

2009 yılında bir yarışmalar başladı. İlk yarışmamız ‘Üniversiteler Arası Kısa Film Yarışması’nın birincisi de festivalimizde konuğumuz oldu.  

2010 yılında Üniversiteler Arası Kısa Film yarışmamızda 2.ci aşmasına geçerek yarışmaya Alman Üniversiteleri de katıldı. Yarışma sonunda birinci seçilen yarışmacı Türkiye de misafir edildi.                     

  1. yılında misafirlerimize ve Frankfurt halkına konser düzenlemeye başladık.

2013  yılında ’ Alman Sinemacılar gözü ile Türk Filmleri Uzun Metraj Film Yarışmasına’ ev sahipliği yapmaya başladık. Bu yarışmanın özelliği Türkiye de seçkin sinemacılardan oluşan ön jürinin seçtiği 10 film Alman sinema sektöründe görev yapan ana jüri tarafından 7 dalda ödüllendirildi. Kapanışımız ödül töreni ile sonlandırılmaya başladı. Açılış gibi kapanış ta bir şölene dönüştü. 

2014 yılında sosyal bir projeye imza attık  ’Festival Okullarda’ Festivali Frankfurt’ta ki liselere götürerek her yıl seçilen bir lisede göstererek söyleşiler düzenledik. Gençlerin sinema ile buluşmalarını içinde yer alarak belgesel ve kısa film çekmelerini sağladık.

2016 yılında Almanya’da bir ilke imza attık. Bir başka sosyal sorumluluk projesi ile Festivali Ceza Evlerine götürdük. Tutuklular, psikologlar eşliğinde bir film izledi. Alınan olumlu sonuç nedeni ile bu geleneksel hale getirildi. Şu anda tutukluların seçtiği bir film psikologlar ve festivalden katılan 3 misafir ile seyrediliyor.

Festivalimizin bu başarıları çok özel ödülleri beraberinde getirmiştir. Başarılarımızda ki en büyük etken Festival Başkanımız Hüseyin Sıtkı’ya Cumhurbaşkanı Üstün Liyakat Nişanı Ödülü, Frankfurt Belediyesi Onur Ve ayrıca Uyum Ödülü ile Hessen Eyaleti’nin en önemli ödülü olan Goethe Plaketi verilirken Hessen Eyaleti Festivalimizi A Kategorisine geçirerek Almanya ve Avrupa da sayılı festivaller arasına geçirerek ödüllendirmiştir.

Bu sene festivalde bizi ne gibi sürprizler bekliyor? Ne gibi hazırlıklar yapılıyor?

Geçen seneden beri festivalimizde Türsak Türkiye proje ortağı olarak görev yapmaya başladı. Onların desteği ile Türkiye’de daha rahat ve daha yeni projeler üretmeye başladık. Festivalimizde ki tüm yarışma ve gösterimler devam ediyor. Tek salon ile başlayan gösterimler günümüzde Film Forum Höchst sinemasında her gün 2 salon 2’şer seans, Orfeos´s Erben de 4 seans gösterilmektedir. Ayrıca festivalimiz Frankfurt ili sınırlarını aşarak Mainz/ Wiesbadeb/ Offenbach/ Langen/ Dietzenbach/ Rödermark/ Mühlheim şehirlerinde gösterim yapmaktadır. Bu seneye gelince tüm etkinlikler tüm hızı ile devam edecektir. Sürprizlere gelince onları festival sırasında öğreneceğiz.

Sözün kısası benim deyimimle söyleyeyim “Başta biz festivali itiyorduk şimdi festivalimiz bizi her yıl yenilik yapmaya itiyor.”

Benimle böyle bir söyleşi yaptığınız sinemamız için düşüncelerimi paylaşma imkânı sunduğunuz ve festivalimizi tanıtma imkânı sağladığınız için çok teşekkür ederim.

 

Ben teşekkür ederim.

 

HandE Yöremen