‘Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’ adlı oyunu seyrettim ve etkilendim. Çok tatlı, huzurlu bir duygu değil hissettiğim. Aksine rahatsız edici. Bazen ihtiyaç duyuyor insan bir iteklenmeye hatta belki bir tokada.. Akıp giderken hayat, yok olup gitmekten korkmuyor musunuz siz? Herkes ‘Başkası olma, kendin ol,” derken aslında asla sürüden ayrılmanıza izin vermediklerini, bunun için gerekirse her türlü zorbalığı yaptıklarını görmüyor musunuz?

Edouard Louis’in dördüncü eseri bu: ‘Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’. Annesine odaklanmış. Oyun bir fotoğraf ile başlıyor. Annesi henüz ön kamera icat edilmemişken kendinin fotoğrafını çekmiş. O fotoğraf bize bir hayatın kapısını açıyor. Oyuncu sahneye giriyor, annesinin fotoğrafından bize bahsediyor ve bir süre o çarşaflarla kaplanmış, toz içindeki evde geziniyor. Biraz uzun mu sürdü bu evin içinde dolaşma? Aslında sadece mobilyaların değil, bir hayatın içinde gezdiğini anlıyoruz. Annesinin hayatı, onunla yaşadığı anılarının içinde..

Oyun tek perde ve 105 dakika sürüyor. Tek kişilik bir oyun. Bu da şu demek oluyor tek başına ya bir müthiş gösteri seyredeceğiz ya da “Bu ne deyip?” çıkacağız. Her ikisini de diyoruz ama şu şekilde:

“Bu neydi be?”

Onur Ünsal’ı ilk olarak ‘Canım Ailem’de seyretmiştim televizyonda. O zamandan beri çok iyi bir oyuncu olduğunu biliyordum ama ne yazık ki ilk kez tiyatro sahnesinde seyrettim. Ne yazık ki çünkü bu kadar geç kalmamalıydım. Daha dikkatle takip edeceğim onu bundan sonra.. Tek başına, sadece sözcüklerle, bir dekorun içinde nasıl oynadığını görmelisiniz. Üstelik oyunda şarkılar da söylüyor, çok da iyi söylüyor. Bugün biri “Gel, tekrar gidelim,” dese, giderim. 

Köleleştiğimiz hayatlarımızda kendi özgürlüğüne koşan bir kadının ve onun oğlunun hikâyesini seyrediyoruz. Bence en kısa süre içinde bu oyunu listenize almalı ve seyretmelisiniz.

Moda Sahnesi’nin repertuvarında kaliteli oyunlar var. Tiyatroseverlerin takip etmesi gereken sahnelerden biri.

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri

Edouard Louis, dördüncü eseri “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri’nde annesine odaklanıyor. Bir fotoğraftan, annesinin fotoğrafından yola çıkıyor.

Fransa’da işçi sınıfına mensup bir evde homoseksüel bir çocuk olarak büyüyen Edouard Louis, annesinin ev içi kölesi yapılmasını kimseyi kayırmadan sakince anlatır. Bu bir kadının “değişmek” ile olan ilişkisidir. Köleden kadına dönüşen annesini usul adımlarla takip eder ve bir özgürleşme anlatısı koyar ortaya. Şöyle bitirir anlatısını: “Bu hikâyenin, onun hikâyesinin, bir şekilde, sığınabileceği o ev olmasını dilerim.”

Yazar: Edouard Louis

Yönetmen: Kemal Aydoğan

Dekor Realizasyon: Osman Damla

Dekor Tasarım: Bengi Günay

Fotoğraf: Orçun Kaya

Işık Tasarımı: İrfan varlı

Afiş Tasarım: İlknur Alparslan

Asistan: Mesut Karakulak, Sevda Yeliz Nar, Barış Yılmaz Gündüz

Çevirmen: Ayberk Erkan

Görsel Tasarım: Ecem Dilan Köse

Vokal Koçu: Damla Pehlevan