SÜRTÜK: Aşk neden hep kör olur?Her seyrettiğimde aklımdaki soru şu; Naciye neden Ekrem bey yerine Cüneyt’i seçti?
Yazarlar
Yazarlar, makalelerini bu siteye göndererek çalışmalarının özgün olduğunu ve kendileri tarafından kaleme alındığını; daha önce yayınlanmamış veya değerlendirmeye sunulmamış olduğunu; diğer kaynaklardan (kendi kaynakları dahil) alınan orijinal fikirler, veriler, bulgular ve materyaller uygun şekilde belgelenmiş ve alıntılanmış olduğunu; çalışmalarının gizlilik hakları ve fikri mülkiyet hakları dahil olmak üzere başkalarının haklarını ihlal etmediğini; sağlanan verilerin kendi verileri olduğunu ve bu verilerin doğru olduğunu beyan eder. Uygun alıntı yapılmadan kısmen veya tamamen intihal site tarafından kabul edilemez. Siteye gönderilen makaleler, intihal önleme yazılımı kullanılarak özgünlük açısından kontrol edilmektedir. Yayınlanmış diğer eserlerle kabul edilemez düzeyde benzerlik içerdiği tespit edilen yazılar derhal reddedilir.
Bu bir ‘Serzeniş Bildirgesi’dir.
Geçen gün yurtdışına (İngiltere) giden ergen kız çocuğumla konuşuyordum. Uzun bir muhabbet içinde beni en çok vuran cümle “Bir kez bile arkama bakma ihtiyacı duymadım,” oldu.
MASUMİYET MÜZESİ: Füsun görülmek istiyordu Kemal saklamak..
Masumiyet Müzesi’nin dizisi Netflix’te yayınlandı ve bir çılgınlık başladı. Herkes Kemal’i ve Füsun’u konuşur oldu. Peki, nedir bu romanı, beraberinde bu diziyi bu kadar özel kılan? Üzerine biraz düşünmek ve biraz yazmak, düşündürtmek istedim.
20 Kilo 20 Dolar
Gittiler ve her yer boş kaldı. Bir çoğu hayatlarında Yunanistan’ı hiç görmemişti. İstanbul sevdası içlerini yakıp kavurdu. Ne hikayeler, sevdalar, hayatlar yarım kaldı, 20 kiloluk bavulların arasında son buldu. İstanbul, Adalar, İmroz onlarsız kaldı.
Kadın olmak, insan olmak…
Erkek egemen dünyasında ‘kadın’ olmak.. Öncelikle ‘kadın’ olmak. Bir kız çocuğu olarak doğmak, dişi olmak. Kulağa nasıl geliyor, göze nasıl hitap ediyor? Her coğrafyada zor kadın olmak. Bir şeylere zorlanmak, katlanmaya çalışılmak, tabulara boğun eğmek ve/ veya onları yıkmaya çalışmak, bunların uğruna savaşmak gerekirse ölmek kadın olmak.
“Kimseyi öldürecek kadar sevmiyorum”
Hiçbir sebep yokken, çok sıradan bir öğle yemeğinde sorulan bir soruya cevaben söylediğim söz..Öfkem geçmiş mi, artık daha çok düşünüp daha az mı hareket ediyorum?
“Benim güzel ve yalnız ülkem”
İlk duyduğumuzda ne tepkiler vermiştik, ne demek istedi, neden söyledi, uluslararası platformda gerek var mıydı? vs vs adam haklıymış.
Bir Ebr-i bahar Ebemkuşağı renginde
Sonbaharın ince melankolik havası. Her yanda kokuyor sarı yaprak kokusu. Erken inen akşamlar ve hüzünlü veda eden güneş. Kızıl bir top misali varıyor başka diyarlara koca tepelerin ardında. İçimizde tutamadığımız, sarıp sarmalayamadığımız zamanın çaresizliği..
Her Şey Yolundaymış Gibi..
Yeni çağın en büyük ve en önemli cümlelerinden biri, ‘Her Şey Yolundaymış Gibi..’ Bir düşünelim “miş gibi, muş gibi” yaptığımız ve davrandığımız ne çok şey var ve en acısı o kadar alışmışız ki öylesine söyleyiveriyoruz…
Midye
2000’li yıllar gecenin bilmediğim bir saati çok geç değil ama..Taksim’de sahnede Mor ve Ötesi’ni izliyorum, barda oturup üstelik içtiğim kaçıncı içki, hatırlamayacak kadar çok içmişim ama ne yazık ki aklım yerinde..




