
Geçen gün yurtdışına (İngiltere) giden ergen kız çocuğumla konuşuyordum. Uzun bir muhabbet içinde beni en çok vuran cümle “Bir kez bile arkama bakma ihtiyacı duymadım,” oldu.
Sakinlikten, rahatlıktan, hayat ucuzluğu ya da pahalılığı değil, bahsettiği en önemli mevzu “kendini güvende hissetmek” üzerineydi.
Macera peşinde koşmasını umduğumuz ufacık çocuklarımız bile kendini güvende hissetmenin yolunu arıyor ve olmadık bir yerde karşılaşınca afallıyorlar. Tabiri caiz ise en eski sömürge devletlerden birinde 72 milletin arasında kendini güvende hissediyor.
Düşündüm de; biz ekonomik olarak güvende değiliz, siyasi olarak güvende değiliz, coğrafya olarak güvende değiliz, evimizde güvende değiliz, ilişkilerimizde güvende değiliz. Sığınacağımız bir liman bile yok. Sevdiklerimizden başka..
Sanırım yaşadığımız kronik yorgunluk hep savunma halinde kalmaktan ve 1 saat sonrasında ne yaşayacağımızı, sabaha ne ile uyanacağımızı bilmemekten doğuyor. Benim gibi her gece 3 veya 4 te aniden uyanma huyu var akranlarımda. Doktor dostlarımız kortizol seviyenizi yüksek ondan diyor. Düşürmenin yolu ise;
- Düzenli egzersiz: Özellikle yürüyüş, yoga ve nefes egzersizleri kortizolü düşürmede etkilidir.
- Kaliteli uyku: Her gün aynı saatte uyuyup uyanmak hormon dengesini korur.
- Gülme ve sosyal destek: Sosyal ilişkiler kortizolü azaltan en etkili araçlardan biridir.
Peki, sorarım size kaçımız bunları yapabilir? 1 ve 2’yi geçelim 3 en zoru bence..
“Ben deli miyim niye hep savunmadayım?” diye düşündüm. Sevdiklerimizi veya en azından olan basit düzeni korumak için bile savaşmak zorundayız biz. Bu ülkede bu dengesizlikte normaldir ki bunu başaramıyoruz. Kendimizi evimiz dahil hiçbir yerde güvende hissetmiyoruz.
İlişkilerdeki güven problemi ise ayrı bir yazının konusu.
Sadece o eski güzel günleri anımsıyorum ve tekrar aynı duyguyu bu canım ülkede
tekrar yaşamak istiyorum.
Güvende olduğumuz, hayal kurabildiğimiz, konuşabildiğimiz, gülmekten, sokakta yürümekten korkmadığımız canım ülkemi umarım tekrar görürüz.
- Tuana Eray Baran | 28 Ocak 2026
