“Üç kadının tek hikâyesi, bir avazda üç kadın.. Şimdi sorun kendinize; üç değil, beş olsa, beş değil on binler olsa duyar mıydınız seslerini?”

Tatbikat Sahnesi’nin 2021 yılında sahnelemeye başladığı ‘Küvetteki Gelinler’ adlı oyununu 30 Nisan akşamı, Alan Kadıköy sahnesinde seyrettim. Uzun süredir merakla beklediğim bu oyunu Beth Graham, Charlie Tomlinson & Daniela Vlaskalic yazmışlar, Beliz Coşar da dilimize çevirmiş. Oyunu yöneten ise Erdal Beşikçioğlu.

Hazal Türesan (Bessie), Selin Zafertepe (Margaret) ve Naz Göktan (Alice) küvette boğularak öldürülmüş 3 kadını oynuyorlar.

Oyunun dekoru bir ağaç ve altındaki üç küvet. Sis ve ışık oyunları aradında oynayan üç kadın da beyazlar içinde üç gelin.. Oyun süresinde içleri su dolu olan küvetlere gire çıka, bir an bile enerjileri düşmeden oynuyorlar. Onları seyrederken içiniz ürperiyor; hem sizi bir üşüme alıyor hem de yaşananlar tüylerinizi diken diken ediyor.

Oyunda aşkla gözleri kör edilmiş bu kadınların servetleri için hayatlarını sonlandıran bir canavar, üç gelin tarafından anlatılıyor.

Gerçek yaşamdan uyarlanarak yazılan bu oyunun canavarı George Joseph Smith, 1872 yılında doğmuş. 1915 yılında üç kadın cinayetinden yargılanarak hüküm giyip asılan bir İngiliz seri katil. Küvetteki gelinlerin katili olarak tanınan bu kişi hayatı boyunca kadınları maddi olarak sömürmüş ve hayatına girdiği kadınlardan üçünü küvetlerde boğarak öldürmüş. Bu dava, aynı zamanda vakalar arasındaki benzerliklerin suçu kanıtlamak için kullanıldığı ilk vakalardan bir olma özelliği taşımaktadır.

Konusu itibariyle özellikle ülkemizde kanayan yaramızı gözler önüne sermektedir. Olağanüstü sayılabilecek bir rejiyle dikkatleri çeken bu oyunu mutlaka seyretmek gerekiyor.

Bana göre özellikle kadınlar için önemli bir uyarı niteliği sayılan bu oyunda asıl dikkat çeken yan, bir insanın çıkarları için başka bir insanı nasıl kandırabildiği, duygularını nasıl sömürdüğü, merhamet ve vicdandan yoksun bir şekilde kendi arzusuna ulaşması.

Kadın cinayetleri bizim ülkemizde büyük ölçüde namus ve sahip olmak üzerine işleniyor. Sosyolojik olarak daha az gelişmiş toplumlarda namus çok önemli bir kavram. Ancak ve anacak eğitimle tamamen engel olunamasa bile büyük oranda yok edilebilecek bir sebep. Bu oyunda ise katil bunu para için yapıyor. Sebep namus ya da para her ne olursa olsun canavarca hislerle bir insanın canına kıymak asla ve asla kabul edilemez.

Oyundan sonra uzun süre düşündüm. İyi yazılmış tekstin, harika rejinin ve müthiş oyunculukların etkisinden uzun süre çıkamadım. Sezonun son oyunu oynanacak. Umarım ki gelecek sezonda da bu oyun devam eder ve o küvetteki sular hepimizin üzerine sıçrar. Uyanıp kendimize gelmemiz gerekiyor.

Tek perde olan oyun, 65 dakika sürüyor. Kendinizi lunaparktaki korku tünelinde gibi hissedebilirsiniz. Hissettiğiniz gerilim ve yüzünüzde oluşan gülümsemeler arasında duygularınızla tıpkı bir piyanonun tuşlarıyla oynandığı gibi oynanıyor. Oyunu seyrederken hem seyircisi hem de küvetlerin içindesiniz.

Küvetteki Gelinler’i muhakkak seyretmelisiniz. O üç kadını artık kurtarmak mümkün değil ama hayatta olanlar için yapılabilecek bir şeyler mutlaka var!

Oyun hakkında bilgi: tatbikatsahnesi