
Stelios Kazantzidis’in müzikle, memleketle ve halkla kurduğu derin bağı anlatan güçlü biyografik
bir film..
Yunan halk müziğinin unutulmaz sesi Stelios Kazantzidis’in hayatını konu alan “Stelios: Bekledim de Gelmedin” adlı filmi basın gösteriminde seyrettim. Uzun zamandır bu kadar ilham verici bir film seyretmemiştim.
Zorluklarla geçen bir çocukluktan sonra müziğe olan yeteneğini keşfedip, bunun görülür olması ve ardından büyük bir hayran kitlesine sahip olan Stelios’un biyografik (kurgulanmış yerlerinin olduğu da belirtiliyor) hikâyesinden bence herkesin haberdar olması gerekiyor.
Biyografik filmleri çok sevmem. Sebebine gelince hakkıyla yapıldığına çok az ikna oluyorum. Belgesellerini tercih ediyorum. Filmin belki de başında Stelios Kazantzidis’in hayatından kurgulandığının belirtilmesi ilk aşama olarak beni rahatlattı. Sonrasında ise hissettiğim en sevdiğim yanlardan biriydi. Filmin teknik detayları önemini yitirdi. Beyaz perdede öyle bir hikâye anlatılıyordu ki kimi zamanlarda kameranın sallanıyor olmasını umursamadım. Filmi tekrar seyredeceğim ve o zaman dikkat edeceğim, belki de özellikle seçilmiş bir biçimdir. Özellikle yapılmasa da bir önemi yok.
Stelios Kazantzidis’in hayatına bakarken sanatı insanın neden yapmak zorunda olduğunu anlıyorsunuz. Öyle coşkulu bir kaynak ki o yok etmeniz, bastırmanız mümkün değil. Aynı şekilde o kadar güçlü ki kimi zaman kişinin kendisini bile yutabilir. Görünen o ki Stelios da iki kişi arasında gidip geliyor, hayatını yaşamaya çalışıyor: Stelios ve Kazantzidis arasında.
Hayatta en çok balık tutmayı seven Stelios, kazandığı onca başarı ve paraya rağmen yaşam tarzını çok değiştirmiyor. Kadınları seviyor. Annesinden de kopamıyor. Çok çalışkan, hırslı, inatçı hatta bence narsisist bir erkek. Hayatın bounca yaşadığı zorluklardan ötürü hoyrat biri aynı zamanda. Tabii o zorluklar aynı zamanda sesinin güzelliği ile birleşince ortaya 20. yüzyılın en ünlü Yunan şarkıcılarından biri çıkıyor. Savaşın acılarını yaşayanlardan biri olan Stelios, hüzüne bulanmış büyüleyici sesiyle tüm dünyanın acılarının anlatıcılarından biri oluyor.
Yorgos Tsemberopoulos’un yönettiği filmin senaryosunu Katerina Bei yazmış. Stelios filmin senaryosunu okusa ne derdi bilmiyorum ve hatta merak ediyorum bunu ama iyi yazılmış bir film olduğunu düşünüyorum. Film 132 dakika sürüyor, biraz uzun ama böylesine bir ömrü bu kadar sürede anlatmayıp da ne yapacaksınız? Film üstelik muhteşem şarkılarla dolu, bence bir daha seyretmeyi isteyeceksiniz, seyretmeseniz bile sofralarınızda bu şarkıların size eşlik etmesini isteyip listelerinize alacaksınız.
Türkiye’de de tanınan Stelios’un Türkçe seslendirdiği şarkılar var. Hatta Zeki Müren ile arkadaşlık ettiği de biliniyor. Meraklısı için bunu da eklemiş olayım.
Stelios Kazantzidis’i Christos Mastoras oynamış. Gençliğine oldukça benzeyen birini bulmuşlar, diyebilirim. Stelios Kazantzidis’i çok iyi tanımıyorum ama Christos Mastoras beni oyunculuğuyla ikna etti. Film süresince Stelios için üzülüyorsunuz, kızıyorsunuz, acıyorsunuz, ona hayran oluyorsunuz, takdir ediyorsunuz, onu anlıyorsunuz. Bütün bunların hepsini oyuncu bana göre iyi bir şekilde işleyerek aktarmış.
Stelios’un sevgilisi Kaiti’yi Klelia Renesi, ilk eşi Marinella’yı Asimenia Voulioti, ikinci eşi Vaso’yu Anna Symeonidou oynamışlar.
Film, bir röportaj ile başlıyor. Bu röportajın daha önce gereçkten yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ki sanırım kurgu denilen kısmı bu.
Filmi seyretmeniz sizi iyi hissettirecek. Bundan eminim. Üstelik sadece hayatıyla değil, şarkılarıyla, aşklarıyla, hayâl kırıklıklarıyla, vazgeçişleriyle, teslim oluşlarıyla sizi etkileyecek. Size gerçeği vadeden bir film seyretmiş olacaksınız.
“Stelios: Bekledim de Gelmedin”, TME Films dağıtımı ile 23 Mayıs’tan itibaren sinemalarda!
- Hande Yöremen Gür | 23 Mayıs 2025
Filmin konusu: Pontuslu bir mülteci çocuk olan Stelios Kazantzidis, zorluklarla dolu bir hayat boyunca mücadele eder ve müzik konusundaki olağanüstü yeteneğini keşfeder. Yetenek ve dayanıklılıkla Yunan müzik dünyasında kendine yer edinirken, ilişkilerinin, içsel arzularının ve sadık hayran kitlesinin beklentilerinin getirdiği zorluklarla yüzleşmek zorundadır. Yolculuğu, sesi bütün bir nesli şekillendiren ve umut veren bir adamın dokunaklı hikâyesine dönüşür.
