
Bir kadın..
Sırtında geçmişin yükü.
Elinde bir kitap.
İçinde binlerce ses.
ama bütün bunların ardında hep aynı ses var.
Nokta nın sesi.
Baba Sahne’nin geçtiğimiz sezon sonu sahneye koyduğu Nokta adlı oyunu çıktığı zaman listeme almıştım. 16 Kasım Pazar günü oyunu Baba Sahne’de seyrettim.
En baştan söylemeliyim oyuna beklentisiz gittim, diyebilirim. Salona ilk girdiğim anda dekorda etkilendim. Raflara dizilmiş rengârenk yorganlar göz alıcıydı. O yorganların içinde kim bilir neler saklı? Sahne tasarımı Kerem Çetinel tarafından yapılmış.
Oyunun başlamasına yakın verilen uyarıyı bu kez Özge Arslan’dan dinliyoruz ve o anda anlıyorsunuz aşağı yukarı sizi neyin beklediğini ama tabii ki tam olarak bilemezsiniz.
Tek perde, 65 dk olan bu oyunu Özge Arslan yazmış, yönetmiş ve oynuyor. Kendisi Karadeniz’li; ilk olarak oradan iyi bildiği yaşlı bir Karadeniz kadınını almış ve bize onu getiriyor. 65 dakika boyunca bize ‘KADIN’ın tarihi yolculuğundan bir kesit sunuyor. Toplam 6 kadın görüyoruz sahnede. Bilirsiniz ayrıntı vermem, anlatmam oyunları.. Seyredip göreceksiniz. Bu oyunu görmelisiniz de..
Kostümler, ışık, dış sesler, aksesuarlar; hepsi yerli yerinde.. Sizi bir bütün olarak içeri alıyor oyun ve tabii ki oyuncu. Sahnede tek başına olduğunu biliyorsunuz ama Özge size öyle hissettirmiyor. O sahnede çok kalabalık.. Bizimle tanıştırmak için birkaç kadın getiriyor, şarkılar söylüyor, içinizi buruyor, dans ediyor. Bu çağın modern hikâye anlatıcılarından biri, diyebilirim onun için. Kadın kahramanlarını sizi acıtmak için değil onları tanıtmak için anlatıyor. Bu genç kadının bir derdi var. Bu derdini olabilecek en güzel dille anlatıyor bence.
Özge Arslan sahnede çok rahat, belli ki sahneyi evi bellemiş; sahnede Albatros’a dönüşüyor. Bu sene benim için seyrettiğime memnun olduğum oyunlar listesine çoktan girdi. Siz de bu oyunu rahatlıkla listenize alabilirsiniz. Şunu da bilmelisiniz ki alınan her biletin 50₺’si Kadın Dayanışma Derneklerine bağışlanmaktadır.
- Hande Yöremen Gür | 19 Kasım 2025
Hande Yöremen Gür | vsaHne
