“Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.”

İBB Şehir Tiyatroları’nın bu sene repertuarına aldığı Denniz Kelly’nin yazdığı oyunlardan ‘Öksüzler’i 29 Ekim’de, prömiyer akşamında Kerem Yılmazer sahnesinde seyrettim.

Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.

Boran Bağcı, İpek Uğuz ve aynı zamanda oyunu da yöneten Hira Ogeday Erkut’un da oynadığı bu oyun tek perde ve 90 dakika sürüyor. Gençlik Günleri ‘İç Yapımlar’ kapsamında genç oyuncuların hazırladığı oyun, 2025 yılı repertuara alınmış.

Dekoru çok beğendim. Bir evin salonunda geçen oyunda koyu renkler ve loş bir ışıklandırma mevcuttu. Kostümler rollere uygundu.

Oyunun konusu çok özel bir konu değil. Bir çift var, görünen o ki mutlular ve tam kutlama yapacakları anda kadının erkek kardeşi geliyor ve olay başlıyor. Evet, konu sıradan ama ben diyalogları beğendim. Bu da bana göre oyunun iyi yazıldığını gösteriyor. 

Oyunun belki de ilk akşamı diyebilirim ve hatta umarım bu durumu düzeltirler. Oyun akmıyordu. Diyaloglar çok müsait olmasına rağmen oyunda bir sıkıntı vardı. Boran Bağzı’nın enerjisi çok yüksekti, İpek Uğuz da ona ayak uydurabiliyordu ama bana kalırsa Hira Ogeday Erkut’un oyunu baştan çalışması gerekiyor. Oyunun sonunda oyunun da yönettiğini öğrenince kafamda bir takım düşünceler belirdi. Hatta size şu kadarını söylemeliyim ki oyunu başkasının yönetmesi çok çok daha iyi bir karar olurdu. Süpervizör olarak Ali Gökmen Altuğ görev almış. Bu oyunu bu şekilde yönetmek kimin fikriydi bilmiyorum ama akışı yeniden ele alınmalı. Oyunda müthiş bir gerilim yaratılmalı. Bir olaya karışmış olan erkek kardeşin ilk başta ne kadar da masumken gittikçe içinden bir canavar çıkmasını, ablasının da ilk başta ne kadar uyumlu bir eş ve insanken içindeki duygu ve düşünceleri açığa çıkarmasını biz çok farklı bir şekilde görmeliydik. Oyunun içinde gizlenmiş olan öfkeyi, kırgınlığı, öksüzlüklerini yüzümüze çarpmaları gerekiyordu. Her an bu sefer ne olacak, şimdi ne yapacaklar diye diye oyunu seyretmeliydik. Böyle düşük bir enerji ve yanlış ele alışla oyun başka bir seviyede kalmış. 

Oyunun iyi bir oyun olduğunu düşünüyorum. Bu genç arkadaşlarımızın elinde bence iyi bir iş var, bu oyunu sadece duygularını bile değiştirip oynayarak bambaşka bir seviyeye taşıyacaklarından hiç şüphem yok.